5 Mart 1892’de İstanbul’da doğdu. 1910 yılında 18 yaşındayken, Burhanettin Kumpanyası’nın Sherlock Holmes oyununda ilk defa sahne aldı. Aynı yıl içerisinde, “Sahne-i Milliye-i Osmani” adı altında, Dreyfüs, Othello, Gülnihal, Mürebbiye, Haydutlar gibi oyunlarda oynadı. Ailesi tiyatrolarda oynadığını öğrenince ve de oynamasına karşı çıkınca evi terketti bir daha dönmemek üzere.

19 yaşındayken Fransa’ya gitti. Orada tiyatro üzerine incelemelerde bulundu. 20’sinde tekrar İstanbul’a döndü. Hamlet’i sahneye koydu, Hamlet’i oynadı ve yönetti.  21’inde Bursa’da Millet Tiyatrosu’nu kurdu ve yine 21’inde İstanbul’da Ertuğrul Sineması’nı açtı. Burada hem oyunlar hem sinema gösterileri yaptı hem de film öncesi kısa gösteriler.

21’inde sınır dışı edildi Fransa’ya gitti. 22’sinde Birinci Dünya Savaşı başladı. Döndü İstanbul’a. Ertuğrul Muhsin ve Arkadaşları topluluğunu kurdu. Darulbedayi Osmani’nin kurulmasına yardım ve öncülük etti (İstanbul Şehir Tiyatroları). Darülbedayi’ye sınavla girdi kısa süre içinde de yardımcı öğretmenliğe getirldi. Yaşı 22’ydi. 23 yaşında devamlı temsil kadrosuna alındı ancak savaşın etkisiyle Darülbedayi okuldan topluluğa dönüşmek zorunda kaldı. O da 24’ünde Berlin’e gitti. Karanlık’ta Işık filminde rol aldı. Döndü İstanbul’a oyunlar sergiledi. Baykuş oyununda başrolde ihtiyar köylüyü oynadı yaşı 25 iken.

Berlin’e gitti, Brenaien Düşesi filminde oynadı 26’sında. İstanbul Film adlı bir şirket kurdu, Üstat Film’in de ortağı ve yönetmeni oldu. Kara Lale Bayramı, Samson ve Şeytana Tapanlar filmini çekti, ilk yönetmenlikleri ve yapımcılıklarıydı. İstanbul’a döndü Edebi Tiyato’yu kurdu gösteriler yaptı. 29’unda Darülbedayi’ye yönetmen olarak tekrar girdi.  Yönetim kurulu ve diğer birimler sanatçılardan oluşsun, tiyatro yönetimi ve konu seçimleri sanatçılara bırakılsın diye girişimlerde bulununca arkadaşlarıyla işten çıkarıldı. Almanya’ya Avusturya’ya gitti. Türkiye içerisinde de 30’unda İstanbul’da bir Facia-ı Aşk, İstanbul’da Izdırap, Boğaziçi Esrarı, 31’inde Kızkulesi Faciası, Ateşten Gömlek, Leblebici Horhor Ağa, Zafer Yolları, 32’sinde Sözde Kızlar’ı çekti. Leblebici Horhor Ağa ve Sözde Kızlar’ın senaryosunu Nazım Hikmet’le yazdılar. Zafer Yolları, Kurtuluş Savaşı’nı anlatan ilk belgesel, Ateşten Gömlek de Kurtuluş Savaşı’nı anlatan ilk film oldular. Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir de sinema filminde oynayan ilk Müslüman Türk kadınları oldu. Ateşten Gömlek’in başrolündeki Neyyire Neyir ile hayatını birleştirdi.

33’ünde Ferah Tiyatrosu’nda oyunlar sergilemeye devam ederken öğrenciler için indirimli gösteriler yaptı, tiyatro bilgileri sunan ücretsiz broşürler dağıttı. 33’ünde 23 oyun sahneleyen tiyatrosu parasızlıktan kapanınca Moskova’ya gitti. Nazım Hikmet’in de yardımıyla tüm tiyatrolara girme izni ve Eisenstein, Stanislavski, Tretyakov gibi önemli isimlerle tanışma şansını elde etti, çalışmalarına katıldı, incelemelerde bulundu. 33’ünde Tamilla, 34’ünde Spartaküs ve Beş Dakika filmlerini çekti Moskova’da. 35’te yurda döndü, Darülbedayi’de sanat yönetmeni oldu. Kurumun gelişmesinde Şehir Tiyatroları’na dönüşmesinde öncülük yaptı. 36 yaşında topladı sanatçıları Kahire’ye turneye götürdü. Yine 36 yaşında İpek Film’in kurulmasına ön ayak oldu. Bu şirketle 1941’e yani 49 yaşına kadar 20 film çekti.

39 yaşında Türk Sinema Tarihi’nin ilk sesli Türk filmi olan İstanbul Sokaklarında’yı çekti. Ertesi sene 40 yaşında “Bir Millet Uyanıyor” adlı içinde Atatürk’ün Nutuk’unun da okuduğu Cumhuriyet’in propaganda filmini sesli olarak çekti.

39’unda Tiyatro Meslek Okulu’nun kurulmasını sağladı. Daha sonra Moskova’ya gidip çocuk tiyatrosu üstüne araştırmalar yaptı. Döndü yurda İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda düzenli çocuk oyunlarını başlattı, yaşı 44 olmuştu.

Bu arada atlamayalım, Leblebici Horhor Ağa filmiyle 1933 yılında Venedik Film Festivali’nde onur ödülünü kazandı, Türk Sineması’nın uluslararası ilk film ödülü, 41 yaşındaydı. Bir sene önce de tiyatroya verdiği emekler nedeniyle Goethe Madalyası verilmişti kendisine.

44 yaşında Ankara Devlet Konservatuarı’nda tiyatro öğretmeni olarak görev yaptı. Ayrıldı 46’sında, döndü konservatuara tekrar 49’unda. Eşiyle “Perde ve Sahne” isimli dergi çıkarmaya başladılar. Eşi Neyyire Neyir’i kaybetti 51 yaşındayken.

Daha sonra çeşitli konservatuarlar, tiyatrolarda Genel Müdürlük ve Baş Rejisörlük de dahil görevler aldı. Tabi çeşitli tiyatrolar ve okullar kurmaya da devam ederek.

1953 yılında yani 61 yaşındayken sinemamızın ilk renkli filmi olan Halıcı Kız’ı çekti. Bu onun son sinema filmi oldu. 62’de tekrar Devlet Tiyatrosu Genel Müdürlüğü’ne getirildi. Tiyatrolar açtı, görevlerden alındı, yeni görevlerde bulundu, tekrar alındı, tekrar görev verildi, tekrar okullar kurdu…

60.sanat yılında 78 yaşındayken Devlet Kültür Armağanı ile ödüllendirildi, bu Cumhuriyet Tarihi’nde ilk kez bir sanatçıya veriliyordu. 82 yaşında Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği’ne atandı. O yaşında da okullar, tiyatrolar açmaya devam etti. 84 yaşında görevini bıraktı.

87 yaşında Ege Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktora verildi. Ünvanı aldıktan kısa bir süre sonra İzmir’de 29 Nisan 1979’da hayata ve tiyatrolarına veda etti. Zincirlikuyu’da ilk eşi Neyire Neyyir’in yanına gömüldü. Mezar taşında  Muhsin (ERTUĞRUL) yazıyordu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here