‘’Belki de bazen insanın kafasını yiyen, uykusunu bozan düşünceler düşünmeden yapılmalıdır…’’
Gecenin üçünde uykusu kaçmıştı… Çıkardı hantal vücudunu sıcak yatağından, buz doldurdu bardağına suyunu soğutsun diye. Bir sigara sardı ve düşündü ‘’Neden buradayım? Ne yapmalıyım tam da şu anda?’’
Gecenin boşluğu içine daldı gözleri, yüzdü önce. Sessizlik, boşluğuyla sevişmeye çağırmıştı onu. Havalanır uçardı geceleri varlığından sıyrılıp. ‘’Düşüncelerimin sımsıkı sardığı yorganından çıktım da geldim bu dağa.’’ Diye düşündü. Bazen yalnız olsa da bir yatak bile kalabalıktır insana belki de iki oda arasındaki yolculuktur iyi gelen. Kalktı ve gitti. Bir kâğıdın dolması da kalabalık gelir insana böyle anlarda. Harflerin dağınıklığı ya da bir şey anlatmaması zanneder insan bunu fakat yapmanın tadını almak, boşluğu kavrayabilmek ve fakat her şey ile oynayabilmek. Hayal gücüne secde edebilmekti bu. Sırlarını yatağında düşünürken sevgilisinden utanmıştı. İçinde tutkuyla yaşardı bu pişmanlıkları ve ortalığı dağıtmamasının tek sebebi yanında uyuyan kedisinden utanmasıydı. Hala yapmak istediği ve ertelediği sırları… Arada kalmışlığın utancı, dert olmayan fakat dert olmasından korktuğu saklı hayallerdi, gerçekleşmemiş sırlarıydı bunlar. Düşünmeden yapılması gerekiyordu. Peki ya içini kemirmeleri, inatçı bir pire gibi ısrarla ısırmaları ne olacaktı? Kendini kandırmaktan bıkmıştı. Gölgesine baktı ve daldı ‘’Sadece bir günlüğüne yer değiştirelim. Sadece bir gün! Ne merak ne haz ne açgözlülük bu emin ol. Bir günlüğüne tadayım hafifliğini.’’ Fazladan ikinci bir gölgeyi kimse fark etmezdi ona göre. Konuşmadan, düşünmeden utanmadan.
‘’Bir gün boyunca doya doya sevişebileyim onun gölgesiyle. Yalnız bir gün öncesinde yıkanayım, Karpuzla ıslatayım o’na gitmeden ağzımı, giyinmeden gideyim kapısına nefes nefesime. Peşinde dolaşayım gizlice ensesindeki rüzgârı yalayarak, terinin kokusunu, dudaklarının arasındaki nefesi yakalayıp koklayayım izin almadan. Uzanayım dizlerine o varlığımı bile bilmeden, işleriyle uğraşırken.’’ Sevişmek değildi tek derdi. Öyle olsa gider sevişirdi…
Ardını düşünmemek istiyordu bir günlüğüne görülmemek.
Koşabilmek gün batarken o ince yokuşta güneşe karşı mesela.
Hissetmek istediği her şeyi doya doya hissedebilmek tüm vücudunda. Mesela karpuzla baklavayı aynı anda çiğneyebilmek, gün ağarmasıyla denize girebilmek, yorulmadan koşabilmek ve bir ağacın dalında uyuyakalmak elinde şeftalisi ile karıncaları düşünmeden. Bağıra bağıra ağlardı sevincimden bir günlüğüne yer değişebilseydi gölgesiyle. ‘’Bizde sevişmeyi ya da bunları ayıp bilirler çünkü.’’ Orospu olurdu bu sırlarından bahsetseydi yanındakilerin fikirlerinde. ‘’İkna edeceğim seni ölmeden önce tüm hazlarımı tüketmiş olsam da. Tadını aldığın şeyin hazzı bitmez çünkü tutkularında. Doymam sanma sakın bunlar benim yapılmamış sırlarım. Ben normalde sakin bir kadınım.’’   

01.04.2015 – 03:40